|
|
KULTUR Refahiyede sel baskini izle Refahiye Tarihi Dinle Erzincan Turkusu Refahiye belgeseli izle Yoremizden Dinle Erzincan Ekmek Firini
Refahiyede vatan sevgisi
izle
Erzincan'dan
TARİHİ YERLER
Kutlutepe Kalıntıları
Kadıköy Kilisesi Kutsal Kaya-Roma
Antreposu
Köroğlu Mağarası Akbulut Kayak Merkezi : refahiye,ye 18 km. uzakliktaki, Sakaltutan mevkiinde yer alan Akbulut Tesislerinde, yilin 5 aýinda kar kayagi yapma imkani vardir Yazılı tarih öncesine ait yeterli kaynak bulunmadığından, bölgede yerleşmein ne zaman başladığı aydınlanmış değildir. Ancak yine de, yapılacak olan incelemeler neticesinde en azından mezolitik devirlere kadar varabilecek izlere rastlanması mümkün görünmektedir. Her şeyden evvel, Erzincan ve çevresi, tarih öncesi devirlerde öncelikle elverişli sayılan tabiî doğu-batı ve güney-güneybatı yol güzergahları üzerinde bir mevkiye sahiptir. Gerek yerli ve gerekse yabancı arkeologların yeteri kadar araştırıp işlemiş bulundukları Boğazköy, Alişar ve Alaca’sıyla mühim bir mevki kazanan Orta Kızılırmak’la Aşağı Kızılırmak’ın doğuya olan bağlantısının Refahiye-Erzincan üzerinden sağlanmış oluşu, Erzincan ve yöresinin tarihi ehemmiyetini artırmıştır[1]. Nitekim, Erzurum (Pulur) ve Erzincan (Altıntepe) ovalarında yapılan kazılardan elde edilen arkeolojik bulgular, bölgede insanlık tarihînin M.Ö. 4000-3000 yılları gibi oldukça eski devirlere dayandığını göstermektedir[2]. "Refahiye-Köroğlu dere ve vadilerinin tarihin eski çağlarına ait iz ve kalıntılarını saklamak durumundadır" diyen ŞAHİN’de aynı görüştedir[3]. Bölgede Bizanslılar dönemine kadar sırasıyla Hurriler, Urartular, Sakalar, Medler, Persler, Partlar (İranlılar) ve Romalıların yaşadığı sanılmaktadır. Roma İmparatorluğunun parçalanmasıyla birlikte ortaya çıkan Bizans devleti bölgede 395-645 yılları arasında hüküm sürmüş, dolayısıyla bu devrede araştırma bölgemiz Bizans devleti sınırları içinde kalmıştır. Ancak bu dönem boyunca Bizans-İran mücadeleleri devam ettiğinden bölge zaman zaman el değiştirmiştir[4]. Bölge 640 yılından itibaren İslam (Arap) ordularının akınlarına sahne olmuş ve bu durum 1058 yılında Türk akıncılarının burayı işgaline kadar devam etmiştir. 23 Mayıs 1040 günü Dandanakan savaşını kazanan Tuğrul ve Çağrı Beyler, Selçukluları İran ve Horasan’da devlet olarak yükseltmişlerdir. Bundan sonra Selçuklu politikasının esasını daha önce batıya göç etmiş Türk topluluklarına birer yurt bulunması teşkil ettiğinden, Selçuklu sultanları Anadolu üzerine yönelmişlerdir. Bu dönemde Anadolu’nun siyasî, ekonomik ve sosyal durumuda Türk yayılışını kolaylaştıracak mahiyetteydi[5]. Bu nedenle 1071-1085 yılları arasında Türk fetih hareketi süratle cereyan etmiş ve Türk orduları Ege ve Marmara kıyılarına kadar ulaşmışlardı[6]. İşte bu dönemde Anadolu’da birtakım Türk beylikleri oluşmuştur. Anadolu’nun Türkleşmesi ve Türk yurdu yapılması döneminde ortaya çıkan beyliklerden Danişmend’liler Orta Anadolu’da hüküm sürerken, Doğu Anadolu’da Tercan dahil Erzurum ve çevresinde Saltuklular, Erzincan-Kemah-Divriği ve Şebinkarahisar’da da Mengücikler hüküm sürmüştür[7]. Araştırma sahamızda 1071-1228 yılları arasında Mengücik Beyliği’nin sınırları içerisinde kalmıştır. Daha sonra bu beylik Anadolu Selçuklu Sultanlığına dahil edilmiştir. Köse dağı savaşından sonra (1243) bölge Moğol istilasına uğramıştır. Moğol istilasından sonra 14. yüzyıl sonlarından 16. yüzyıl başlarına kadar Doğu Anadolu’ya Karakoyunlularla, Akkoyunlular hâkim olmuşlardır. Daha sonra 1514 yılında Yavuz Sultan Selim’in Çaldıran meydan muharebesini kazanmasıyla, Doğu Anadolu Osmanlı hâkimiyetine girmiştir. Araştırma sahamızın merkezi olan Refahiye İlçe Merkezi, ilk defa bugünkü Günyüzü köyünün bulunduğu yerde, muhtemelen Bizanslılar döneminde kurulan bir yerleşmedir. Vaktiyle Kuruçay Voyvodalığına tâbi bir nahiye olan yerleşmenin eski ismi Gercanis’tir. Bu kelimenin manası ve etimolojisi tam olarak bilinmiyor. Fakat Ermenice olduğu ve Ercis adında bir Ermeni azizinin adından alındığı rivayet edilmektedir[8]. Osmanlılar dönemine kadar karşılıklı saldırı ve akınlar neticesinde çeşitli kavimlerin hâkimiyeti altında kalan ilçe merkezi, 1872 tarihinde bugünkü yerine taşınmıştır. Gercanis’in bulunduğu yerde arazi dağlık ve sarp olduğundan zabıta teşkilatı asayişi temin etmede güçlük çekmektedir. Bu yüzden, yerleşmenin daha uygun bir yere taşınılması düşünülmüş[9] ve Dumanlı dağı eteğinde, Sivas-Giresun yolu üzerindeki yerin (Bugünkü yer) uygunluğuna karar verilmiştir. Neticede bu yeni yere bir hükümet konağı, bir rüştiye mektebi ve evler yapılarak halkın buraya yerleşmesi teşvik edilmiştir. Böylece kasabanın ilk çekirdeği oluşturulmuş, kasaba oluşturulduktan sonra da Erzincan’da oturan Gercanis Nahiyesi müdürü bu yeni yerleşmeye taşınmıştır[10]. Gercanis ismi 1872 tarihine kadar devam etmiştir. Bu tarihte Erzincan Mutasarrıfı Şefik Paşa, Gercanis’e yaptığı bir ziyaret sırasında bölgenin ormanlarıyla sularının bolluğuna, havasının temizliğine bakarak, kazanın yabancı olan isminin kaldırılarak yerine, huzur getiren, refah veren yer manasına gelen Refahiye adının verilmesini istemiştir. Paşa’nın bu isteği 15 Nisan 1872 tarihinde Şura-yı Devlet kurumunca Sadrazamlığa sunulmuştur. Sadrazam tarafından 17 Nisan 1872 tarihinde Padişaha sunulan bu teklifi, Padişah Abdülaziz; 18 Nisan 1872 tarihinde kabul etmiştir[11]. Cumhuriyetin ilanından sonra sosyal ve idari yapıda meydana gelen değişiklikler sonucunda ilçe yönetim merkezi yapılan Refahiye, 1968 yılına kadar iki mahalleden oluşuyordu. 1968 yılında Hakoğlu ve Sağlık köyleri belediye yönetimine dahil edilince, mahalle sayısı dörde yükselmiş oldu. Ancak Sağlık köyü arazi problemleri yüzünden 1972 yılında belediye yönetiminden ayrılınca, mahalle sayısı üçe düşmüştür. Refahiye ilçe merkezi, 1990 yılı nüfus sayımı sonuçlarına göre 6996 nüfusa sahip, üç mahalleden oluşan bir yerleşmedir. Günümüzde (1997) araştırma bölgesinde 1 ilçe merkezi, 121 köy yerleşmesi ve 100 civarında da mahalle ve geçici yerleşme bulunmaktadır. Refahiye, Kemah arasi yeni yapilan oto, yolun bitmesinden sonra orta doguya yonelik ihracat icin hayvanciligin ,ve sebzecilik ve icme suyu gibi urunlerin Refahiye merkezli uretim tesislerinin kurulmasiyla bolge insaninin kazanmasina imkan saglamis olacaktir. boylece ilceye bagli koylerin ve ilcenin sadece emeklilerin tatil bolgesi olmasindan cikip uretken bir ilce ve koyler haline donusumu olabilecektir,.ornegin,yoremizin bol sularinin oldugu bu suyu icme suyu tesisi kurularak orta dogu ulkelerine, ihraci olabilir,bununla balik uretimi yapilabilir,organic tarim olarak sebzecilik bal uretimi bunun yaninda organic sera uretimi yapilabilir , orneginin ,israil ,Hollanda gibi ulkelerde gunesinin ve suyunun olmadigi yerlerde uretilip dunyaya, sattiklarina gore neden bu guzel iklimde yapilmasin, anlamsiz ,oldugunu ,dusunuyorum. Insanlarimizi bilincli uretici haline yonlendirip ,Buyuk hayeller pesinden kosmamalrini saglanmasi uretim ve uretkenligi asilamalari icin.,sayin yetkililere, refahiyeli is adamlarina,refahiye dogumlu,siyasetcilerimize is dusmektedir.
|